Akşener: İstanbul-Ankara’ya günü geldiğinde bakılır

AFYON – Millet İttifakı’nın 14-28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinde aldığı yenilgi sonrası iç muhasebesi sürüyor. Seçimlerden yaklaşık 90 gün sonra “tefekkür sessizliği”ni Afyon Kocatepe’deki parti mitinginde bozan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başarısızlık için özür diledi, tüm partilere yerel seçimlere ayrı ayrı girme çağrısı yaptı.

Parti teşkilatlarının katıldığı açık hava toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Akşener iktidardan muhalefete yerel seçime ayrı ayrı girme çağrısını yineledi.

İş birliği ile ilgili sorulara, “Her yerde tek başına girecekmişiz gibi çalışma yapıyoruz” yanıtı veren Akşener “yerelde teşkilatların birbiriyle çalışma yapabileceğini” belirterek bazı illerde iş birliği yapılabileceğini söyledi. Akşener bu iş birliğinin “partilerin bir araya gelip ortak adaylar belirlenmesi gibi” geniş bir ittifak olmayacağını da söyledi, “Altı kişi rap rap gideceğiz, Türkiye’yi paylaşacağız. Böyle bir durum yok” dedi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, aralarında Gazete Duvar Ankara Temsilcisi Nergis Demirkaya’nın da olduğu bir grup gazeteci ile bir araya geldi.

Akşener’in aralarında Gazete Duvar’ın olduğu bir grup gazetecinin sorularına yanıtları özetle şöyle oldu:

‘HER YERDE TEK BAŞINA GİRECEK GİBİ ÇALIŞMA YAPIYORUZ, YERELDE TEŞKİLATLAR BİRBİRİYLE ÇALIŞMA YAPABİLİRLER’

Konuşmanızda her ilde belediye başkan adayı çıkaracağınızı söylediniz. Bu kararınız İstanbul ve Ankara’yı da kapsıyor mu?

Herkes iki büyük şehre odaklanıyor ama benim söylemeye çalıştığım şu: Genel seçimlerde başarısız olduk. Bu konuda kimseyi suçlamıyorum, altı siyasi partinin hepsi bir pay sahibi, sonuçtan sorumluyuz. Kamplaşan, kutuplaşan sistemlerde seçmenin tercihi, özgürlüğü kalmıyor. Yerel seçimler farklı. AK Parti, CHP, MHP, DEVA, Gelecek gibi bütün siyasi partilere seçime ayrı ayrı girmemiz açısından bir teklifte bulundum. Nereye gider, evrilir bilmiyorum. Biz arkadaşlarımızın talebiyle her yerde tek başına girecekmişiz gibi çalışma yapıyoruz. Bir şey daha söyledim, yerelde teşkilatlar birbiriyle çalışma yapabilirler. Bugünden bir şey söylemek mümkün değil.

Ama şöyle bir durum var. Ucuz etin yahnisi lezzetsiz oluyormuş. Biz 2019’da kendimiz teklif ettik. Herkes belediyelerden genel müdürlükler üzerinden yürüdü. Bunu çok büyük hakaret saydım ben. Şimdi bütün listeleri çıkaracağım. Bakalım kaç tane genel müdürümüz varmış. Benim, partimin amacı belediye almak değildi, seçmeni 2023 için ayağa kaldırmaktı. Ama hep sayı üzerinden konuşuldu. Biz 19 ilçe belediyesi aldık. Buradaki en önemli hedef İstanbul’du. Tayyip Bey’in kalbi, yüreği olan yer. Biz her şeye ‘evet’ dedik. Çok da güzel yüründü ve bir başarı kazanıldı. Şimdi bu başarının sonuçları itibariyle seçmen ayağa kalktı, ‘biz kazanabiliriz’e gelindi. Hep beraber başardık.

Çalışma her bir ilde kendi adaylarımızla gitmeye yönelik organize olmak yönünde. Bu ittifak sistemi Türkiye’yi gerçekten uçuruma götürüyor. Bütün partiler tek başına girip yerel seçimi gerçekten yerel seçim haline getirmek için gayret etmeli. Ben hem Sayın Kılıçdaroğlu’na, hem Sayın Bahçeli’ye hem de Sayın Erdoğan’a bu konuda çağrıda bulundum. Göreceğiz bakalım nasıl bir şey olacak. Ama dediğim gibi, bazı yerlerde, bazı anlaşmalar yerelde olabilir. Onları henüz konuşmuş değiliz. Ama partilerin bir araya gelip ortak adaylar belirlenmesi gibi değil.

‘İSTANBUL-ANKARA’YA GÜNÜ GELDİĞİNDE BAKILIR’

İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları Millet İttifakı’nın adaylarıydı. Daha sonra bu iki ismi Türkiye’yi yönetmeye aday gösterdiniz. Şimdi bu isimlerin karşısına İYİ Parti nasıl aday çıkaracak? Örneğin İstanbul’u yönetemez mi diyeceksiniz?

Bu iki arkadaşımızın karşısına aday çıkarılacak, çıkarılmayacak… Onlara günü geldiğinde bakılır. Amma velakin çıkarıldığı takdirde de, bizim aday gösterdiğimiz kişi ne üzerinden konuşacak? Proje üzerinden konuşacak. Bunlar ocu, şucu, bucu demiyoruz, demeyeceğiz. Eğer ittifaklar üzerinden yerel seçime gidilirse görürsünüz ki aynı oculuk buculuk üzerinden birbirimizi yediğimiz, yerelde insanların ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağının konuşulmadığı bir seçim olur. Biz buna karşıyız.

Bazı el sıkışmalarının karşısında olacağız bu sefer. Yönetilemeyen bir sürü şey var. İlginç bir biçimde HDP bu seçimde 14 Mayıs’a kadar sürekli beyanat verdi. Arkadaşlar köylere, ilçelere gittiklerinde elini uzatmışlar, teröristin elini sıkmam demiş seçmen. Bunu biz yenemedik. Seçmenimizin başka alanlara kaymasında çok önemli etkisi oldu.

‘ALTI KİŞİ RAP RAP GİDECEĞİZ, TÜRKİYE’Yİ PAYLAŞACAĞIZ DİYE BİR DURUM YOK’

Konuşmanızda “Milletimizin, omuzlarında taşıdığı, umudunu bağladığı, bu iki arkadaşımızın, milletimizin bu tarihi çağrısına, kulak vereceklerini düşündüm. Ama maalesef yanıldım. Onlara, bu ateşten gömleği giydiremediğim için, özür dilerim!” dediniz. İki belediye başkanına kırgınlığınız var mı?

Hayır benim hiç kimseye kırgınlığım yok. Kendimi anlatamama ve partimin duruşunu iletememe gibi bir sorunum, sorunumuz var. Bizim gibileri cahil, aşağıda gören bir şey var. Ben onu gördüm bu süreç içerisinde.

7 Cumhurbaşkanı yardımcısı olduk. Danışma kurulunun daha doğru olduğu ortaya çıkıyor. Bu iki belediye başkanının sadece yardımcı olarak kalması halinde belki durum biraz daha farklı olabilirdi. Bunları konuşmamız lazımken Meral Hanım kalktı oturdu kafasıyla gidilirse askere tez alınır tezkere!

Bir kısım arkadaşın yüz ifadesi, ses tonlarıyla acaba Tayyip Erdoğan’la anlaştı mı demesi kadar incitici bir şey yok. En korkulu zamanlarda uzlaşmamışım da… Çok ayıp bir şey. Yedi senedir çektiğim eziyeti herkes biliyor. Evim basıldı, daha ne olsun?

Millet İttifakı bitti mi? Bir ittifak çatısı altında seçim iş birliği olmaz dediniz ama yerel düzeyde iş birlikleri olabilir mi?

Cumhur İttifakı etle tırnak gibi. Onlar mezara kadar böyle. Biz ayrı ayrı partilerin kendini muhafaza etmeye gayret ettiği bir yapı olmaya çalıştık ama gördük ki buna da tahammül yok. Dolayısıyla tekleştiği, aynılaştırılmaya çalışıldığı bir süreçten geçtik. Bunun kimseye faydası olmadı. Millet İttifakı ya da Cumhur İttifakı genel seçim için elli artı bir sebebiyle geçerli. Ama yerel seçimlerde böyle bir durum yok. Bu şehirlere dair bir iş birliği. Orada bir sorun yok. Ama bir şeye zorlanıyor: Altı kişi rap rap gideceğiz, Türkiye’yi paylaşacağız. Böyle bir durum yok diyorum. Bütün siyasi partiler ayrı girsin çağrısı yaptım, İnşallah bu ulaşır. Yerelde şuculuk buculuk üzerinden değil hizmetler üzerinden seçmen farklı farklı oy kullanabilir. Bu Türkiye’yi rahatlatır.

‘ÖNÜNE GELENE SAVAŞ AÇARKEN BENİM ZÜRRİYETİME Mİ GÜVENDİN’

İstanbul kaybedilirse bunun faturasının size çıkarılma ihtimali yok mu?

Çıkarsa çıksın. Azıcık düşünecek herkes. Siyaset insan odaklı bir iş. Şimdi İYİ Parti olmasa ne olacaktı? 2018’de AK Parti kaç milletvekiliyle Meclise girecekti düşünün? Bizim aldığımız oy CHP’den mi, hayır. Yankı odası diye kibar kibar anlattığım şeyler olmamış olsaydı AK Parti’den kopan seçmen bize gelebilirdi. İYİ Parti seçime girmemiş olsaydı İstanbul olacak mıydı kardeşim? O sinerjiden bahsediyorum. İstanbul’da birinci turda on üç bin beş yüz fark var. Bakın bakayım kimlerin oyu o fazlalık. Bizim hissimiz şöyle: Osmanlı’nın subayı Erzurum’a gitmiş, asker isteyecek. Köylü kafayı kaldırmış, önüne gelene savaş açarken benim zürriyetime mi güvendin?! Ben CHP’den değil herkesten bahsediyorum. Şimdi eğer biz muhalifsek bu iktidarı ve bu sistemi değiştirmek istiyorsak cahil muamelesi yapmayalım birbirimize.

ÖZDAĞ İLE GİZLİ PROTOKOL: BİLGİMİZ YOK

Ümit Özdağ’la yapılan gizli protokolden haberdar mıydınız?

Hayır gerçekten haberim yoktu. Biz 17 Mayıs’ta altı lider bir araya geldik. Kemal Bey Sinan Bey, Ümit Bey gibi arkadaşlarla görüşmek istediğini söyledi. Görüşebilirsiniz dedik. Ben Sayın Muharrem İnce Beyefendiyle de görüşmesini istedim. Biz bu görüşmelere yetki verdik. Sonrasında Kemal Bey’in bilgi verdiği dönem oldu. O da meşhur yedi maddelik mutabakat metni. Ben ‘bizi ilgilendiren bir durum yok bunun içinde’ dedim. Ama İçişleri Bakanlığı mevzusundan vallahi bilgimiz yok. Hiç kimsenin bilgisi yok. Kendi bakanlık kontenjanı. Benim açımdan bir problem yok.

Kemal Bey’e sordunuz mu? Böyle bir gizli protokolü imzalanmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Hayır ben hiç kimseye hiçbir şey sormadım. Burada ilginç olan şu: Kemal Bey’le Ümit Bey bir protokol imzalıyor. Sonra bu ifşa oluyor. Asıl proses bu. Ben Doğru Yol Partisi’nden ayrılmış, Tansu Hanım’la özdeşleşmiş bir politikacıydım. Ayrıldığımızdan itibaren çok şeye vakıf bir insan olmama rağmen ne Sayın Çiller ne Doğru Yol Partisi hakkında… MHP’ye geçmeme rağmen bana emanet dedim. Hakaret edecek hiçbir şey konuşmadım. O yılların Türkiye’siyle bu yılların Türkiye’sinin geldiği nokta üzerinde çok düşünüyorum. Bizim partimizde her şey şeffaftır. Bana özel söylendi diye konuşulan hiçbir konu doğru değildir. Ben ne biliyorsam herkes bilir. Böyle özel gizemli işler varmış gibi durum yok. Namus meselesine dönersek, bu iki erkeğin birbirine emanet ettiği bir durum. Benim bu işe karışmam, laf söylemem çok doğru değil.

Protokol imzalanmadan önce size sorulmalı mıydı?

Onlar geçti gitti. Benim için fark etmez. Sorulsa ne olur, sorulmasa ne olur? Geleceğe bakalım.

BAHÇELİ’NİN KOMŞULUK ÇAĞRISI: UMARIM SEMİH YALÇIN KÜFÜR ETMEZ

Önümüzdeki günlerde nasıl bir çalışma içinde olacaksınız?

Çok çalışacağım. Uzun bir süre vatandaş odaklı çalıştım, biraz teşkilatlarımızı ihmal ettim. Şimdi teşkilat gezeceğim. Ondan sonra da gittiğim yerlerdeki STK’larla görüşeceğim.

MHP liderinin bir komşuluk çağrısı oldu. Bu çağrıya dönük ne dersiniz?

Bugün benim de bir çağrım oldu Sayın Bahçeli’ye. (Seçimlere) yalnız girmek üzere. Bakalım ne diyecek? Umarım Semih Yalçın küfür etmez.

HSK, İmamoğlu davasına bakacak istinaf heyetini değiştirdi. Bir yorumunuz olur mu?

Ekrem Bey’le ilgili ön kapatmaya yönelik her türlü tasarrufun karşısında elbette demokrasi, hak, hukuk ve adalet açısından olurum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x